SANA YARDIM ETTİĞİNİ ZANNETTİĞİN İNSANLAR OLUR…

Düşmanın en iyi hilesi dostluğudur…Kurnaz bir tilkiyle karşı karşıyaysanız, hiç bir zaman aslanlar gibi karşınıza dikilmeyecektir…Zeki ve mert bir düşmanla savaşmak adildir…Ama namert düşmanın seni nerden yaralayacağını asla kestiremezsin…Çünkü onlar dost görünüp, senin zayıf yanlarını keşfedip, oraya vurmakla kalmaz..Pisliği yer, yutar, kirli ellerini senin üstüne sürüp, seni işaret ederler ama o yedikleri pislik hep içlerinde kalamaz, er yada geç dışarı çıkar ve kokusu her yeri sarar, başkasına sürdükleri kirli ellerini temizlediklerini sanırlar ama bakarlar ki boyuna kadar pisliğe batmışlar…
Bir insana düşman olmak için tek bir sebep vardır…Onun gibi olmak istersin ama asla onun gibi olamayacağını bilirsin…Geriye tek bir seçenek kalır, onu kendi karanlık kuyuna çekmek…Bununda tek yolu, onun aslında göründüğü gibi biri olmadığını göstermeye çalışmak ve insanları ona karşı dedikodu ve iftirayla manipüle edip, ön yargı oluşturmaktır…Seni kör kuyalara itip merdivensiz bırakan o dur ama sana işe yaramaz bir el uzatır…
Düşmanlık besleyebilen insanların ortak özellikleri, derinlerde öz güvensiz, güçsüz ve mutsuz oluşlarıdır…Bunun dışa vurumu genellikle tam tersi olur…Manik derecede hareketli, mutlu, kendini beğenmiş, hatta narsist bir tutum sergilerler…Kendi içlerinde mutluluğu bulamadıkları için, hep dışarıda ararlar ve başkalarının mutsuzluğundan beslenen birer acizdirler…Kendilerini geliştirmek ve mutluluk inşa etmek zor geldiğinden, bu enerjilerini başkalarını mutsuz etmek ve onlara zarar vermek için kullanırlar…Entrikayı ve başkalarının hayatlarıyla meşgul olmayı, dolaylı olarak onların hayatlarına müdahale etmeyi çok severler…Keyif aldıkları ana eylem budur…

Oysa ki mutluluk emek isteyen ve inşa edilen bir şeydir…Kimse onu bizim önümüze tabakta sunmaz…Sunsa da çok kısa sürer…Başkalarıyla değil, kendi hayatlarıyla meşgul olan insanlar, kimseyle değil, sadece kendileriyle yarışırlar, onların yaşam amacı dün ki kendinden, bugün daha iyi olmaktır…Onlar düşmanı başarılarıyla ezerler…Düşmanlarının başarılarına üzülmez, acılarına sevinmezler…Herkes mutlu olsun ki, kimse kimseye kötülük etmesin isterler…Kendine düşmanlık edenleri bilir ama onlarla savaşmazlar, uzaklaşırlar…Çünkü cehenneme inip şeytanı yenemezsin, orası onun kendi sahasıdır ve sen oraya yabancısındır…Kurallarını bilmediğin oyunları oynayamazsın…En doğrusu kendi cennetini kurmak, oraya saklanmak ve orayı cehennem ateşinden korumaktır…Bu da iyilerin savunma sanatıdır…Onları kötülerden ayıran budur…Kötüler saldırı taktikleri ve hileleri peşindeyken, iyiler kalenin duvarlarını güçlendirmek ve savunma peşindedir…
Size düşmanlık eden biri, iyi gününüzde dostunuzmuş gibi görünecek, geri çekilecek ve yeni entrikalarla kendini güçlendirecektir… Zayıf düştüğünüzü hissettiği ilk anda da, akbabalar gibi üstünüze üşüşecektir…Çünkü onların gücü avlamaya değil, leş yemeye yeter…Ve asla yalnız değillerdir…Yalnızken zayıftırlar…Onlar kalabalıkla güç bulurlar…Hep insanları yanına çekme, taraf toplama, kendini aklama, sizi kötüleme çabasındadır..Suçluluk psikolojisiyle, kendilerini sizi kirleterek aklamaya çalışırlar ama zaten temiz olanın kendini aklamaya ihtiyacı yoktur…Bilmezler ki insanlar aslında başkaları hakkında konuşurken, kendisi hakkında fikir verirler…Temiz insanlar başkalarıyla bir araya geldiğinde kişileri ve olayları değil, kendi hayatlarını ve düşünce konuşurlar…Güçlü ve iyilerinse çevresi çok dar ve seçilmiş insanlardan oluşur….Hayatlarındaki kişilerin sayısı değil, kalitesi önemlidir….Taraftar toplamaya ihtiyaçları yoktur…Çünkü onları herkes kendince bilir, çabaya gerek yoktur…Mevlana’nın dediği gibi ‘senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür’…Kendinde ne varsa karşındakinde onu görürsün…
Kötüler ne kendilerine ne çevrelerine karşı dürüsttürler…Yaşadıkları hayatlar toplum normlarına uygun görünse de, çiçekli bahçelerinin altı kurtlarla kaynamaktadır…İyiler doğrularıyla, yanlışlarıyla şeffaf yaşarlar…Belki bahçeleri çiçekli değildir, yabani otlar ve çalılarda vardır ama güvenli ve huzurludur…Sahte çiçeklerle dolu bahçelerine güvenenlerin eleştiri oklarıyla kirletilmeye, yaralanmaya çalışılsa da çınarlarıyla güçlüdürler…

Düşmanlar hep kötülük etmez tabii…Farkında olmadan iyilik ederler insana…Sen kendinin ne olmadığını görürsün onlara baktığında….Ne olmaman gerektiğini…Kendinle ve diğer insanlarla ilgili düşünce edinmek için çok iyi birer veri kaynağı oluştururlar…Onlar gibileri çok çabuk tanır ve uzaklaşırsın…Onların çevresine bakıp kimlerin onlar gibi olduğunu bilirsin….Onlardan etkilenen insanların yönlendirilmeye müsait,karakterleri oturmamış, basit insanlar olduğunu anlarsın…Sana yaşattıkları kötü günlerde huzurun kıymetini anlar ve onu bir daha kaybetmemeyi, korumayı öğrenirsin…Seni sen yapan kötülerdir…Burdan teşekkür ederiz, düşmanlık edenlere, kötülük yapanlara, zarar verenlere…Kendini korumayı bilmeyen, temiz iyi niyetli insanlardan, güçlü, akıllı, huzurlu, mutlu, kendini korumayı bilen insanları sizler yarattınız….Herşey zıttıyla vardır…Biz iyiler, siz kötüler sayesinde varız….Bizi sizler varettiniz ….Her darbenizde bizler daha güçlenerek geliyoruz ve sizler yok oluyorsunuz…Sizlere sonsuz teşekkürler…İyi ki varsınız…Siz bizi sevmeseniz de, biz sizi seviyoruz…

SANA YARDIM ETTİĞİNİ ZANNETTİĞİN İNSANLAR OLUR…” için bir yorum

  1. Aslında bizi biz yapan ya da iyi yapan kötüler değil. Iyi olan her zaman iyidir. Sadece onların kötülükleri bizim iyilikler ile karşı karşıya gelince doğru ve yanlış ortaya çıkıyor. Yoksa iyi olan her zaman iyi kötü olan her zaman kötüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir