Mutlu olmak için adam, üzülmek için erkek sevin…

Şuan bir tanım karmaşasıyla karşı karşıyayız…Kadının, ekmeğini bedeninden kazananına orospu demişler, erkeğinkine jigolo…Ama bir kadına ilk söylenen küfür orospuyken, kimse bir erkeğe jigolo diye küfretmez…Orospu çocuğu diye söver…Eğer ortada bir orospuluk varsa, bir de kadın vardır…Oysa orospuluk erkeklerden artıp kadınlara kalmıyor…Kadınlara, erkeklerin yapamadığı adamlık, babalık, insanlık kalıyor, ki mutlu yuvalarda çocuklarını büyütebilsinler…

Erkek ırkı bencil yaratıklardır…Yaratık diyorum, çünkü canlılar, acı duyabiliyorlar, ama insana evrilememişler, başkasının acısını duyamıyorlar…Bu tür için, her şey ve herkes ona hizmet etmek ve onu mutlu etmek için yaratılmıştır…Onların yaptıkları her şey kendilerine hizmet eder, başkalarına karşı sorumlulukları yoktur, fakat yaratılmış her şey onlara karşı sorumludur…Evren onlar için yaratılmıştır, dünya onlar için döner, onlar olmazsa hayat son bulur,bu yüzden onların varlığı hayatidir…Ekosistemin merkezinde yer alırlar…Üstün, seçilmiş ırktırlar… IQ (mantıksal, analitik zeka) ‘ları yüksektir, sol beyinlerini aktif kullanırlar, fakat EQ (duygusal zeka) ‘ları düşük ve sağ beyinleri pasiftir…Bu da onları zeki değil kurnaz, empati yoksunu mahluklara çevirir…Onlara hayvan demiyorum, çünkü bu hayvanlara hakaret olur…Hiç bir hayvan dişisinden anal sex istemez, yavrusuna ya da başka bir yavruya, dişi olsun, erkek olsun, hayvan olsun tecavüz etmez, öldürmez…Hayvanlar üremek için çiftleşir, yaşamak için öldürür…Bu mahluklar bunu keyif alarak, zevk için yaparlar…Başkasının acısını, hayatını yoksayarak…Dünyadaki var olan bütün kötülükler bu ırkın ürünüdür…Savaşlar, tecavüzler, cinayetler, kadın ticareti, madde bağımlılıkları, boşanmalar, aldatmalar, eş cinsellik…Hepsinin arkasında ya bir baba, ya bir abi, ya bir sevgili, ya bir erkek arkadaş, ya bir erkek kardeş, ya bir koca, ya da bir pezevenk vardır…Hiç bir kadın bedenini satmak istemez, hiç bir erkek çocuğu edilgen olmak istemez, bunu bilmez, hiç bir anne yalnız yaşamak, hiç bir orta okul çocuğu madde bağımlısı olmak, hiç bir hayvan öldürülmek, hiç bir kız çocuğu tecavüze uğramak istemez…Yaşama, mutluluğa düşman bu ırkı yetiştiren de, her zaman böyle bir erkek ve pasif bir annedir….Güçlü bir annenin ve güçlü bir babanın evlatları adam olur, ki bunların sayısı çok azdır, çünkü çok zor, zahmetli ve uzun zamanda yetişirler…Bir erkek yetiştirmek için ihmal etmek, kötü örnek olmak yeterliyken, bir adam yetiştirmek emek ve zaman ister…Erkek güçlü görünmesine rağmen, zayıf ve kompleksliyken, güçlü adam kibar ve özgüvenlidir…Erkek kendinden zayıf olana zarar verirken, adam korur….Erkek kendinden güçlü olandan korkarken, adam savaşır…

Adamların en belirgin özelliği bencil değildirler, kadının sevincine, kederine duyarlıdırlar, onun duygularını, düşüncelerini yok saymaz, güzel bir bedenden çok daha fazlası olduğunu bilirler…Güçlü bir kadın nasıl, hem güçlü hem zarif olabiliyorsa, güçlü adamlarda hem güçlü hem duyarlı olabilirler…Hayatta erkek işi, kadın işi diye bir kavram olmadığını bilir…Dışarda çalışmak kadını nasıl erkek yapmazsa, evini çekip çevirmek, çocuklarına bakmakta erkeği kadın yapmaz …Bütün bunlar insanı kendine yeten güçlü insan yapar, tek başına da hayatta kalabilmeyi sağlar…Bir erkek kendine bakacak bir eş ararken, bir adam hayat arkadaşı arar…Erkekler gibi evlilik adı altında, ücretsiz, ömür boyu hizmetçi ve sex kölesi edinip, sonra konuşamıyoruz, anlaşamıyoruz, paylaşamıyoruz diye eşini aldatmaz…Adamların zaten bir hayatı vardır, tek başına minnetsizdirler, onların evlenmekteki amacı, yine kendi gibi hayatı olan, minnetsiz bir insanla, menfaatsiz, hayatını birleştirmek ve bu hayatı birlikte yaşamaktır…Nasıl ki her özgür ve güçlü adam, bir kadının şevkatine, ilgisine, zerafetine ihtiyaç duyarsa, her güçlü ve yalnız kadın da arkasında bir dağ, yanında bir omuz, elinde güven duyabileceği bir el ister…Bunu bir erkek asla size veremez, çünkü bunlar duygusal ihtiyaçlardır…Onların size verebileceği bedensel bir tatmin bile yoktur….Size tek verebilecekleri değersizlik duygusu, yalnız bırakılmışlık ve kederdir…

Aslında karşınızdakinin kim olduğunu anlamak çok güç değil…Kendini göbekli değil de, Nicole Kidman gibi hissediyorsan, zor zamanlarında yalnız bırakılacağının kaygısını taşımıyor güven duyuyorsan, kendini tamamlanmış hissediyorsan, seninle boş zamanlarını doldurmuyor da vakit ayırıyorsa, seni merak ediyorsa, sorunlarından her şey olup bittikten sonra, sen haber verince haberi olmuyorsa,aradığında telefon açılıyor, yazdığında ivedilikle dönülüyorsa, belki sen ararsın ihtiyacın olur diye, telefonunu yanında taşıyor, iki saat ulaşamayınca ortalığı ayağa kaldırıyorsa, hayatında yalnız sen olduğundan şüphen yoksa, bir gün sana karşı duyguları değiştiğinde bunu dürüstçe söyleyeceğine inanıyorsan ve en önemli kriter mutluysan çok şanslısın, nadir görülen, mucizevi bir doğa olayına şahit oldun demektir…Bir adamla karşı karşıyasın…Ve bir gün bu adamla hayatını birleştirdiğinde, yaşamak bir yük değil keyif olacak, seni sorumlulukların altında tek başına bırakıp, ezilmeni seyretmeyecek…Nasıl birlikte rakı sofrası kurup, türkü söyleyip, çocuklarınla tatil yapabiliyorsan, evi birlikte temizleyip, çocukları birlikte yıkayıp yatıracak, birlikte kazanıp birlikte harcayacaksın….Ve en güzeli, ailesinin siz olduğunu bilecek…Sizi kendinden, kendi ailesinden, senin ailenden bile koruyacak…Kimseye söz söyletmeyecek, minnet ettirmeyecek…

Erkeği betimlerken aklınızda çok kişi belirdi biliyorum, ama adamı betimlerken aklınıza pek kimse gelmemiş olabilir…İşte bizim büyük çaresizliğimiz…Olmayan bir adamın hayalini kurup, üstüne oturmayacak bir erkeğe giydirip, aşk sanıyoruz…Aşk uykusundan uyanınca, yine kendimizle başbaşa kalıyoruz…Üzüldüğümüz yanımıza kar kalıyor…Erkeği adam etmeye çalışan kadınlarda boşa ömür tüketiyor, çünkü adamlık aileden geliyor ya da gelmiyor…

İşte bu yüzden yalnızlığımız…Hatalar yaptık, acıdık, öğrendik, kendimizi onardık, demlendik, lezzetlendik…Çiğ çaylardan bir yudum alıp tükürdük, içemedik…Demini almış insanlar bekledik, gelmediler, rastlamadık, belki de yoktular…Sonunda kendi tadımızı çıkarmayı öğrendik…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir