Işık insanları (Aleviler)


Alev-i, kelime anlamı olarak Ali’ yi seven demek değil, alevden gelen, ateşten gelen, ışıktan gelen demektir…

Alevilik sanıldığı gibi müslümanlığın bir meshebi değildir…İlk insanlarla birlikte ortaya çıkmış bir inanıştır…Serçeşmedir…Çeşmenin gözüdür…Günümüzdeki bütün felsefi düşünceler, inanışlar ve bilimsel bilgiler gerçek aleviliğin birer formudur…İlk insanla birlikte diyorum, yani dinlerden önce, çünkü hakikat ilk insanla birlikte vücut bulmuştur…O bizim özümüzdür ve hakikati bilmek için bir peygamberin ya da kutsal kitabın, bunu bize söylemesine gerek yoktur…Özüne dönen her insan, kendinde onu bulur…

Aleviler ibadet ederken ellerini açmaz,kalbine koyar…Çünkü Allah ne yerdedir ne de gökte…Hak insanın gönlündedir…Kimsenin gönlünü incitmeyin…

Aleviler tarih boyunca katledilmiştir…Onlar aydınlık insanlardır ve karanlık dönemlerde hep göz almışlar ve karanlık yürekleri rahatsız etmişlerdir…Onlar Tanrı’nın yeryüzündeki elidir, melekleridir…İyiliktir, güzelliktir…Kötülüğe, hiç bir zaman kötülükle karşılık vermediler…Güçlenip savaşmak yerine, saklanıp kendilerini korumaya ve bu aydınlığı her dönemde sazlarıyla, sesleriyle, sözleriyle, deyişleriyle, semahlarıyla insanlara ulaştırmaya çalıştılar…

İftiralara maruz kaldılar ve hala kalmaktalar…İbadetleri olan yüce ritüel semah için, mum söndü dediler ve alevileri ensest olmakla suçladılar…Oysa orada yanan mum büyük patlamayı, evrenin doğuşunu ve güneşi simgelemektedir…Etrafında semah dönen canlar ( canlar diyorum çünkü onlarda kadın erkek yoktur, sadece can vardır…) güneşin etrafında dönen gezegenleri simgelemektedir…Semah, evrenle bütün olma ritüelidir…Her insan küçük bir evrendir ve bütün evren semah döner…Mumun söndürülmesi de, evrenin yok oluşunu simgeler ve hayat son bulur…

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, hakkın yarattığı herşey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, noksanlıkta eksiklikte senin görüşlerinde…Hacı Bektaş-ı Veli…

Sadece cinsel birleşmeden ve kanaması bittikten sonra boy abdesti alanlar, sadece namaza duracağında abdest alanlar, terleyince bile duş alan, ellerini yıkamak için abdest almayı beklemeyen alevileri, arınmanın adına abdest demedikleri için pis ilan ettiler, “Alevilerin elinden ekmek yenmez” dediler…Sadece camide ve namazda Allah’ın huzurunda olduğunu, tövbe edince herşeyin affolacağını zannedenler, her an’ın ruhsal arınma, sınav ve ibadet olduğunu, her kötülüğün bütüne kötülük, dolayısıyla kendine kötülük olduğunu bilerek yaşayanları, ahlaksızlıkla suçladılar…Sadece müslüman olduğu için her kötünün cennete ve sadece müslüman olmadığı için her iyinin cehenneme gideceğini söyleyenler, bu dünyayı cennete çevirmeye çalışanların hayatını,cehenneme çevirdiler…Kendi inandığı kitabı bile okumayanlar, insan okuyan, bilim okuyan, bilgi okuyan, doğa okuyan, evren okuyan insanları cahil ilan ettiler…İnançlarını yaşamalarına, düşüncelerini söylemelerine, ibadetlerini yapmalarına izin vermedikleri, iftira attıkları insanları, onlar gibi yaşamak istemedikleri için, hoşgörüsüzlükle, saygısızlıkla suçladılar…

Osmanlı döneminde, katliamlardan kurtulanlar dağ köylerine sığındılar ve kendilerini koruyabilmek için, kelime oyunlarının arkasına saklandılar… Yaşayabilmek için, şiilerin tarihini çalmak zorunda kaldılar…”Biz de müslümanız.” dediler, “Alev-i Aliyi seven demektir.”, “Sazımız telli kurandır.”, “Ali camide öldürüldüğü için namaza küstük.”, “Hasan ve Hüseyin çölde susuz öldürüldükleri için ramazan orucunu değil, muharremde yas orucunu tutuyoruz.” dediler…

Günümüzde gerçek aleviliğe en yakın inanış bektaşiliktir…

Gerçek alevilik ise anlaşılması ve idrak edilmesi çok zor bir inanıştır…O bilinç seviyesine ulaşmak için dört kapı ve kırk makamdan geçmek gerekir…Alevlikte vahdet-i vücud inanışı vardır…Tanrı sonsuzdur ve herşey onun yansımasıdır…”En-el hak (Ben hakkım…) ve benim kabem insandır.” sözüyle ifade edilir…Ölümden sonra ise devriye vardır…Devriye; sonsuz tekamül için, ruhun bedenden bedene göçmesidir…Bu yüzden ölenin ardından “Devr-i daim olsun.” denir…İnançlarını yaşayamayan aleviler, yeni nesillere bu birikimi aktaramadılar…Zamanla altına saklandıkları şiilik kılıfının içinde, alevilik kayboldu…Şimdi her dönemde olduğu gibi, alevilik yaşanamadığı için yokoluyor…Yeni nesiller müslüman, hristiyan, deist ya da ateist oluyor…

Işık insanlarının aydınlığında yaşayabilmek dileğiyle…

KAYNAK: ALEVİLİĞİN GİZLİ TARİHİ, ERDOĞAN ÇINAR…

Işık insanları (Aleviler)” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir