İNTİHAR, ÖTENAZİ VE HARAKİRİ

Bize hep intiharın bir karar, bir tercih olduğu öğretildi… Hatta dinler intiharı yasakladı… Bize verilen emanete zarar vermenin en büyük günahlardan olduğu, Allah’ın verdiği canı sadece Allah’ın alabileceği söylendi… Peki intihar da, diğer ölüm şekilleri gibi, herhangi bir ölüm şekli, bir kader olabilir mi?

Nasıl ki bir hastalık ya da kaza sebebiyle beden fonksiyonlarını yerine getiremez hale geliyor ve duruyorsa, intiharda da ruh sağlığının bozulması sebebi ile kişi yaşayamaz hale gelir… İntihara her zaman depresyon ve başka ruhsal rahatsızlıklar eşlik eder… Ruh sağlığı normal olan hiç kimse kendini öldürmek istemez, aksine yaşamak ister… Zaten ruhsal rahatsızlıklar tedavi edilmezse, kişi kendi yaşamına son vermese bile, bir süre sonra aşırı stres hormonlarına bağlı ve hücre yenileyen hormonların düşük seyretmesi sebebiyle, fiziksel sağlıkta bozulacak ve yaşam tehlikeye girecek, beden hastalanıp yine kendini imha edecektir…

Eğer yaşama sevincinizi kaybettiyseniz, psikolojik destek almanın yanı sıra, stres kaynağını da ortadan kaldırmalısınız… Eğer sorunlarınızın sebebi hala hayatınızdaysa, salt tedavi işe yaramayacaktır… Bu kanser tedavisi görürken, sigara içmeye devam etmeye benzer…

Bir intihar mektubundan; Tanrım kollarını açar mısın? Sarılacak kimsem kalmadı… Sana geliyorum…

Bir insanın yaşaması için fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması yeterli değildir… İnsanı yalnızlık, sevgisizlik ve çaresizlikte öldürebilir… Yetimhanelerde hiç dokunulmayan, sevilmeyen bebeklerin, bütün fiziksel ihtiyaçları karşılandığı ve hiç bir fiziksel rahatsızlıkları olmadığı halde, öldükleri gözlenmiştir… Sevmek ve sevilmek, güvende hissetmek, dokunulmak, saygı duyulmak, ait olmak varolduğumuzu hissetmemiz için yaşamsaldır…

Bazen insan geçmişteki hataları yüzünden hayatını bitirdiğini düşünerek, kendini cezalandırmak isteyebilir… Bazen geleceğe güvenle bakamadığı ve yaşayacağını düşündüğü şeyler onu korkuttuğu için, hayattan kaçmayı tercih edebilir… Bazen de şuan yaşadıkları öyle acı verir ki, ölüm acısı onu korkutmaz, hayatın sonu değil acıların sonu gibi gelir…

İnsanlar ölümü düşündüğünde yokoluştan çok ölüm acısından korkarlar… Zaten çoğu insan inanç sistemi olarak yok olmaya değil, ölümden sonra bir hayatın varlığına inanır… Ötenazi ülkemizde yasak olmasına karşın, yasal olan ülkelerde, tedavisi mümkün olmayan kanser ve alzheimer hastalarına, ölümle sonuçlanacak hastalığa sahip ve büyük acılar çeken çocuklara, kendileri, aileleri ve uzman hekim kurulununda onayıyla, ötenazi uygulanabiliyor… Ötenazi işleminde, doktorların gözetiminde, yüksek dozda genel anestezikle bilinç kapatılır ve sonrasında kasgevşeticiyle solunum durdurularak, hastanın acı çekmeden yaşamının sonlandırılması sağlanır…

https://t24.com.tr/haber/kizinin-acilarina-dayanamadi-otenazi-yaptirdi,275200

Ötenazi ve intiharın farkı şudur; intiharda ölürken acı çekmeyeceğinin, öleceğinin ya da sakat kalmayacağının garantisi yoktur… Amatörce denenmiş bir yaşama son verme girişimidir… Fakat ötenazi profesyonel bir yaşama son verme müdahalesidir, acı çekmeyeceğini ve kesinlikle yaşamının sonlanacağını bilirsin…

Burada bahsettiğim şey, egosu yüksek ve güçsüz insanların, yaşadığı sorunlardan sorumlu tuttuğu insanları cezalandırmak için, bilinçlice, ölmemek üzere denenmiş, kendine zarar verme eylemi değil… Bahsettiğim şey, gerçekten fiziksel ve ya ruhsal olarak acı çeken, acılarının tek kurtuluşu ölüm olan insanlar…

https://www.internethaber.com/dunya-17-yasindaki-otenazi-uygulanan-noa-pothoveni-konusuyor-foto-galerisi-2026789.htm

HARAKİRİ; intihar ve ötenazi den farklı olarak, başarısızlık sebebiyle yapılan, geleneksel bir yöntemdir… 1000 yıllık bir tarihi vardır… Savaşta yenilen samuraylar tarafından gerçekleştirilirdi… Anlamı ‘karın deşmek’tir… Günümüzde yasaklanmış olsa da, japonya hala intihar oranının en yüksek olduğu ülkedir… Bir intihar ormanı bile bulunmaktadır…

YAŞAMIN ŞEKLİ BAŞKA BAŞKADIR, AMA SONU AYNIDIR…ÖLÜM…

ÖLÜMÜN ŞEKLİ BAŞKA BAŞKADIR AMA , SONU AYNIDIR… YOKOLUŞ…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir