İnsanlar konuşa konuşa…AZİZ NESİN…

Toplumsal sorunlarımızdan biri konuşamamak…Biz kendimizi ifade edemeyen bir ırkız…İletişim sanattır…Biz sanatı da sanatçıyı da sevmeyiz malum… Ne sevgimizi anlatabiliriz, ne kırgınlığımızı, ne kızgınlığımızı …Anlatamadıkça derdimizi, soğuk savaş başlatırız…Keseriz selamı, göz temasını, yok sayarız…Öfkemiz giderek büyür…Dedikodu yaparız sonra, iftira atarız…Çünkü içimizdeki zehir, doğru üslupla sahibine ulaşmadığında, bizi zehirlemeye başlar…Yanlış kanallarla, yanlış kişilere, yanlış şekilde ulaşır…Ama asla sahibine ulaşmaz…Bir kahve daveti çözer oysa tüm sorunları…Bir çay sohbeti ısıtır yürekleri…

Sorunlarımızdan bir diğeri de tek bir doğru olduğunu varsaymamız…Hayatımızda grilere yer yok… Ya siyah olmalı ya da beyaz…Bizim gibi olmayanı sevmiyoruz… Oysa o kadar çok insan kombinasyonu var ki, onlarla renklenir hayat gökkuşağı gibi…Hayatında sadece kendin gibilere yer açtığında, kendini küçük bir dünyaya hapsetmiş oluyorsun…Bu sadece türk müziği dinlemek gibi, dünya müziklerinden,diğer enstrümanlarının sesinden mahrum yaşayıp, onları duyamadan, verdiği duyguyu hissedemeden ölüp gidiyorsun… Hayat bu değil…Hayat zıtlıkların uyumudur…Uçlarda yaşadığımız sürece, hayat bizi dengeye getirmek için bir sağdan vuracak, bir soldan..Ta ki herşeyin iç içe olduğunu anlayıp, hem onunla hem bununla yaşamayı öğrenene kadar…Bütün bunlar egonun oyunu…Ego herşeyi bildiğini sanır…Ama nerden bildiğini bilmez…Her konuda yorumu vardır, herkesi herşeyi, doğru yalnış diye kategorize eder..Oysa doğru veya yalnış diye birşey yoktur…Senin doğruların, senin yalnışların vardır…Egonun sesine sahip çıkmak değildir, insan olabilmek…Onu susturup, kalıplarından sıyrılıp, ruhunun sesini duymaya başladığında insan olursun…

Ego maddeyle mutlu olacağını söyler…Ama herşeye sahipken bile mutlu olamazsın…Mutluluk andadır…Deneyimlerdedir..Oturup daha zengin olarak…Geçmişin yasını tutup kendine acıyarak, gelecek planları yaparak mutlu olamazsın…Çünkü hayatın planları işler, bizimki değil…Biz ancak anı yaşayarak, paramızı maddeye değil deneyime, üretmeye harcayarak mutlu olabiliriz…Yaşam amacımızı keşfedip üretmeye başlamadan, kimse ve hiç bir şey bizi mutlu edemeyecek…Keyif aldığın, ortaya bir şey koyduğun eylemleri keşfet ve peşinden git…Senin yolun orası…

İletişimde de denge çok önemli… Sessiz kaldığında karşı tarafın düşünmesine ve düşündüklerine inanmasına izin vermiş olursun…Konuştuğunda biz diliyle değil, ben veya sen diliyle konuşursan, egosuna dokunursun ve savunmaya geçer…En doğrusu uygun iletişim ortamını yaratıp, erken ya da geç olmadan, doğru üslupla ve ses tonuyla kendini ifade etmektir…Buna rağmen anlaşılamadığını hissediyorsan ki olabilir, aynı dili konuşmak anlaşmaya yetmez…Uzaklaşmak en doğrusudur..Konuşmak iletişimin en basit kısmı aslında…Beden dili iletişimin % 90 ını oluşturur, en zor kısmı da burasıdır…Çoğu zaman ne dediğimizden çok, nasıl dediğimiz ve ne yaptığımız önemlidir…

Toplumsal olarak ahlaki kriterlerimiz sağlıksız…Bir insanı dini inancıyla, cinsel tercihiyle, yaşam şekliyle yargılıyoruz…Oysa ahlak başkasına zarar vermeden dilediğini yapabilmektir…Özgürlüğün tanımıyla aynı gördünüz mü…Çünkü özgür olmadan ahlaklı olamazsın…Biz ki ahlakı kalıplarda arıyoruz…Bir insan sana kötülük etmiyorsa dini inancının önemi yoktur…Çünkü din= ahlak demek değildir…Sana zararı yoksa, nasıl bir hayat yaşadığının senin için bir önemi olmamalı, sana zararı yoksa cinsel tercihi seni ilgilendirmez…Bizi ilgilendirdiği nokta bize zarar verdiği noktadır…Bir insanı kötü yapan hırsızlıktır, yalandır, ikiyüzlüklüktür, bencilliktir, merhametsizliktir, gıybettir, başkasının mutsuzluğundan mutluluk duyandır kötü insan….

İyiler yeryüzünün melekleri, onlar bulundukları yeri güzelleştirir, girdikleri hayatları güzelleştirir, sade ve şeffaf yaşarlar…Kötüler şeytanın yeryüzünde vücut bulmuş halidir…Onları mutlu edemezsin, her şeyde kusur bulur, etrafını mutsuz eder, mutlu olmayı bilmez, kendi hayatlarını güzelleştiremedikleri gibi dokundukları hayatı da kirletirler…Kötülerden korunmanın yolu dik durmaktır…Çoğu zaman onlardan uzak duramazsın, onlar her yerdeler, en az iyiler kadar kötüler var… Yaşamın dengesi bu…Onların varlığını kabul edip, onlarla yaşamayı ve onlardan kendimizi korumayı öğrenmemiz için varlar…İyi insanları bulun, onlara değer verin ve size gelenleri kaybetmeyin…Çünkü kırıldıklarında savaşmıyorlar gidiyorlar ve geri gelmiyorlar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir