DOSTLUK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Herşey zıttıyla anlam kazanır…Birşeyin ne olduğunu anlamak için, ne olmadığını bilmek gerekir…Dostluk sınırsızca gıybet yapabilmek, içindeki pisliği utanmadan kusabilmek değildir mesela, düşünmeden konuşmak, sınırları saygıyı ortadan kaldırmak değildir…Onun hayatına rızası olmadan müdahale edebilmek, herşeyini bilmeye çalışmak, onun adına kararlar vermek, her canın istediğinde kapısını çalmak, çok görüşmek değildir…Düşmanımın düşmanı benim dostumdur deyip, birlikte ayak oyunları yapmak hiç değildir…İnsanların hayatlarına paldır küldür girip, heryeri kirletip, dağıtıp çıkmak değildir…Üslupla samimiyet olmaz…Kanka, bacım, kardeşim, dostum demek değildir…Sevincini hafife almak, acısını magazin malzemesi yapmak değildir…ilk tartışma da eteğindeki taşları dökmek değildir…Sırdır, sabırdır..Dostluk yoldaşlıktır, yarenliktir…Gel dediğinde gidebilmek, hayatına eşlik edebilmektir…Dost sana kapıyı gösterendir, kapıdan yalnızca sen geçebilirsin..’Gelebilir miyim’ dediğinde kapının sana hep açık olduğunu bildiğin, sana ayıracağı zamanı hep olan ve öncelik sırasında hep en önde olduğunu bildiğindir…Dostluk sadece seninle onun arasındadır, senin ve onun hayatıyla ilgilidir…Birlikte başka hayatlara ne denli müdahale edebildiğin değildir…

Dost kendinden bir sen daha olmasıdır hayatında…Nasıl herkes sevemezse, herkes dost olamaz…Kendini sevmeyen nasıl başkasını sevemezse, kendini yargılayanda başkasını yargılar, kendini anlamayan başkasını anlamaz, kendini affedemeyen başkasını affedemez…Eğer o sizin dostunuzsa size affı çoktur, anlayışı çoktur, yargısı yoktur…Bazen sizin kendinize itiraf edemediklerinizi bile size ayna olup gösterir…Aynası kırık değildir dostların…Aynadaki bazen yorgun olur, üzgün olur, utanç içinde olur ama o ayna hep güzel gösterir…Size yaralı zamanlarınızda gücünüzü, çirkin zamanlarınızda güzelliğinizi, mutsuz zamanlarınızda mutluluğu gösterir…
En karanlık gecelerde, siz soğuk bir ormanda üşürken, kurtların ulumasıyla korkudan titrerken, ay olur yolunuzu aydınlatır, yıldız olur yönünüzü gösterir, güneş olur üstünüze doğar, içinizi ısıtır…Sana her daim ‘Yalnız değilsin’ diye bağırır…Güzel’in çirkin’e bağırdığı gibi ‘Sen inanma onlara, kötü değilsin sen, çirkin değilsin’ diye bağırır…Düştüğünde tutup kaldıran eldir dost…Kanayan dizlerini sarandır…’Bu da geçecek, kalk ayağa yürü’ diye yüreklendirendir…
Herşey yolunda giderken kaybolurlar bazen..Herşey yolunda giderken herkes dosttur zaten…Sevincinde gelir dost, senden daha çok sevinmek için, üzüntünde gelir, üzüntünü paylaşmak için…Senin en zayıf yanlarını bilir, zaaflarını, hatalarını, pişmanlıklarını, mutluluklarını, senin unuttuğun anıları hatırlatır sana…Onun yanında kendin olmaktan korkmazsın…Kendinle alay etmekten utanmazsın…Eskidir dost, dostun yenisi olmaz…Birlikte yaşanmışlıklarla dost olunur…Dostluk sınavı uzundur, zordur…Peşin peşin dostum dersen, ilk düştüğünde dizlerin kan içinde, gözünün yaşıyla, yapayalnız kalabilirsin…Yüreğinin kanamasından bahsetmiyorum bile…
Senin için ellerini kirletebilendir dost…Arkanda durandır…Bende varım diyebilendir…Susup seyreden değil…Sana ihtiyacım var dediğinde sorgulamadan gelen, o yaptıysa bir bildiği vardır deyip güvenen, senden aldığından daha fazlasını sana katacağını bildiğindir dost…Yarası yarana denk olandır, nefes alamadığında nefes olandır dost…Her zaman hem cinsinde değildir…Bazen kardeşin dostun olur, bazen annen baban, bazen eşin sevgilin…
Eğer o olmasaydı dostluğun ne olduğunu asla bilemeyecektim…Dostluk, aşık olmak gibidir…Kimse sana aşık olduğunu söyleyemez…Bunu bilir ve benliğinde hissedersin…İnsanın başına ömründe çok az gelir ve yaşamayan bilemez…Dostluğun ne olmadığını öğretenlere ve dostluğa inancımı yitirmeme sebep olanlara rağmen, beni dostluğa yeniden inandırdığı ve hep orada olduğu için minnettarım…

DOSTLUK NEDİR, NE DEĞİLDİR?” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir